Asgari Ücrette Ara Zam Kapıda! Şamil Tayyar'dan Çarpıcı Açıklama

Gazeteci Şamil Tayyar, TGRT Haber'de yayınlanan Medya Kritik programında, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaşın Türkiye ekonomisine olası etkilerini değerlendirdi. Akaryakıt fiyatlarındaki artışın tüm ürünlere yansıyacağını vurgulayan Tayyar, asgari ücrete ara zam yapılabileceğini ifade etti. Temmuz'a kadar maaşlarda ciddi bir düşüş yaşanacağını belirten Tayyar, asgari ücretlilerin ve emeklilerin taleplerinin artacağını kaydetti.

Asgari Ücrette Ara Zam Kapıda! Şamil Tayyar'dan Çarpıcı Açıklama
21 Mart 2026 Cumartesi/09:07

Akaryakıtlara gelen artışların, ekonominin her kesimini olumsuz etkilediğini vurgulayan Şamil Tayyar, asgari ücrete yönelik bir ara zam yapılmasının gündeme gelebileceğini öne sürdü. Asgari ücretle çalışanlar, memurlar ve emeklilerin de kamuoyunu etkileyecek bir baskı oluşturacağına dikkat çeken Tayyar, yaklaşan seçim döneminin de bu durumu zorunlu kılacağını belirterek ekonomik önlemlerin bir an önce alınması gerektiği uyarısında bulundu.

TGRT Haber'deki Medya Kritik programında söz alan Gazeteci Şamil Tayyar, şu şekilde konuştu:

"TEMMUZ AYINDA ASGARİ ÜCRETE ZAM OLASILIĞI VAR"

Eşel mobil sistemine geçiş yaparken bazı gelir kaynaklarınızdan, yani vergilerden feragat etmiş oluyorsunuz. Ancak günümüzde bu da yetersiz kalmaya başladı ve yeni zamlar gündeme geldi. Eğer fiyat artışları devam ederse, temmuz ayında asgari ücretin bir kez daha yükseltilmesi gerektiğine inanıyorum. Hükümet bunun gerekliliğine ya da gereksizliğine karar verecek, ancak bu konudaki baskıların artacağına dair bir öngörüm var. Çünkü ocak ayından temmuza kadar çalışanların maaşında önemli bir değer kaybı yaşanacak. Fiyatların hızlı bir şekilde yükselmesi kaçınılmaz görünüyor.

Peki, bunun sonucunda ne meydana gelecek? Asgari ücretliler, memurlar ve emekliler daha fazla taleplerde bulunacaklar. Dolayısıyla bu grup, kamuoyunda önemli bir iç baskı oluşturacak. Kesinlikle sandık sonuçlarını etkileyebilecek bir kitle ile karşı karşıyayız. 17.7 milyon emekli bulunuyor ve tümü seçmen konumunda. Son zamanlarda ciddi bir şekilde örgütlenerek kamuoyunu etkileme potansiyellerini artırdılar. Bu gruptan gelecek güçlü baskılar, siyaset üzerinde önümüzdeki dönemde daha belirgin bir etki yaratacak.

"TÜRKİYE AVRUPA'NIN TERSİNE HAREKET ETTİ"

Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığımızda karşılaştığımız zorluklar mevcut; özellikle pandeminin ardından onlar liberal politikaları hayata geçirirken, biz farklı bir yol izledik ve kur koruma politikası benimsedik. Onlar faiz oranlarını artırdı, biz ise tersine düşürebildik. Şu anda o dönemde alınan önlemlerin getirilerini topluyorlar ve Avrupa'daki gıda enflasyonu, Türkiye ile karşılaştırılamayacak kadar düşük seviyelerde seyrediyor.

"EKONOMİ DÜZENLENİYORKEN SAVAŞ BAŞLADI"

Türkiye, normalleşme sürecinde birkaç yıl geriden geliyor. Ancak beklenen ivmeyi bir türlü yakalayamıyor. Ne zaman ki çarkların döneceği umudunu taşıyorsak, savaş meydana geldi. Bu nedenle toplumun belli bir kesimi, 'Zaten durum iyi değildi, savaş bahane edilmesin' diye tepki gösteriyor. Örneğin, akaryakıta savaş nedeniyle gelen zamma karşı oldukça tepkili. 'Son iki yıldır akaryakıta zam yapılıyordu. Sorun sadece savaşla ilgili değil' diyorlar.

HÜKÜMETE SEÇİM SÜRECİ UYARISI

Böylelikle savaşın yol açtığı olumsuzlukların kamuoyuna anlatılması da daha zor hale gelecek. Çünkü AK Parti iktidarında, ortalama iktisadi krizlerin süresi genelde 1-2 yıl arasında değişir. Ekonomistler der ki; krizin süresiyle rehabilitasyon süresi paraleldir. Yani, 2 yıl süren bir krizin düzeltilmesi de 2 yıl alır. Ancak, son pandemiden itibaren yaklaşık 5 yıldır zorluk yaşamaktayız. Bu durumun düzelmesi için de en az 5 yıllık bir süreye ihtiyacımız var.

Ancak zaman daralıyor. Seçim süreçlerine doğru yaklaşıyoruz ve neredeyse son aşamaya geliyoruz. 2027'nin sonu veya 2028 başında seçim gerçekleştireceksek, bu olumsuzluklar zaman içerisinde iktidar için sorun oluşturmaya başlayacak. Çünkü seçim dönemleri en çok etkilenen süreçlerdir. Muhalefet, bu durum üzerine yoğun baskı oluşturacak ve toplumsal baskı ile talepler artacak. Bu nedenle bazı önlemlerin 2027 yılına sarkmadan, yani 2026 yılında gerekli tedbirlerin alınarak olumsuz etkilerin minimize edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hiç vakit kaybetmeden savaşın finansal ve siyasal etkilerini derinlemesine inceleyip bugünden önlemlerimizi almalıyız.